bana bir tutam hayal gönder
dışa vuruş mu, nedir bilmem düşündekiler
dalgın bakışlardan, gizemlilik sezilir yer yer
semada ellerim bilinmeyen bir noktaya değer
birer birer uçuşur boşlukta belirsiz kelimeler
taş kesilmiş sevgisiz yürekler dolmuş keder
bir çığlıktan farksız bak uzaktan gelen sesler
sakin sakin oradan bana bir tutam hayal gönder
bana bir tutam hayal gönder
sorum var kendime, sevgili bildiklerim şimdi
neredeler
belli, hepsi uzakta kalmış, bilirim oralarda
bir yerdeler
nasıl oldu bilmem ki, ummadığım dert beni
içimden deler
her şey ayan ayan sıralanır ve daha neler
ve daha neler
aşk denen şeyin anlamı kesin, sonuç da belli
iki iki dört eder
üstelik pahasını konuşsam konuşmasam
sanki ne fark eder
gene de unutma sen bana bir tutam hayal gönder
bana bir tutam hayal gönder
umutsuzluk diyarında umutlar bile birbirini yer
göğüs kafesinden fırlamış ama nereye değer
aslından uzak kalmış kilit vurulmuş yürekler
delen diller iki yanlı keskin kamadan beter
her ilkbaharda fezaya yayılır çığlıklar sesler
çöllerdeki seferler leylasız zor gelirmiş meğer
öyleyse durma hadi bana bir tutam hayal gönder
bana bir tutam hayal gönder
akşamın alaca karanlığında ayrılık rüzgârı eser
ardımda bahar, önümde hazan, tespih misali
seneler
kıyamet kopar içimden, bilmem bu kaçıncı sefer
her yanım bir sürü soru, bitmeyen bilmeceler
hayat bu işte, bana, dur az daha bekle der
içinden çıkan, bir yakarış ya da uçan bir haber
geç kaldın demeden bana bir tutam hayal gönder