Avni ENGÜLLÜ
Ana Sayfa  |  İletişim  |  E-Posta
mısralarla yağan üsküp

bugün gene boyalı hanın önünden geçtim

loncada köşede bir taşa kondum

bir yanım boyalı han

bir yanım lonca çeşmesi

tuz pazarının kızları dinliyor beyatlıyı

deve bayırından aşağı inecekler ellerinde testi

su sesine karışan mısralara kulak dikmiş hepsi

bir tas su bile vermek istemez göründüler

oysa ben inadına

lonca çeşmesinden kana kana su içtim

 

sonra rufaî tekkesine uğradım karşımda sırrı

iki beyit okudu en yeni şiirinden

aldı gezdirdi köşe bucak üskübü tutarak elimden

karı koca tekkesinden geçtik herkes birbirine tutkun

bukağılar tekkesinden kulağımıza gelen

demir demire vura vura ağır ağır adımlar

küpeli babadan seravaya saldık ayaklarımızı

serava soğuk serava serin

kırmızı şeyhi aradık şamici sakıpın dükkanında

kapılar kilitli oysa  şeyh sabaha durmuş köse kadıda

 

bin yılın hasretiyle içindeyim üskübün

yüzyıl öncesi halini yaşayıp sırrı ve beyatlıyla

hatıralar uçuştu semaya ak güvercin misali

saldım yüreğime hepsini

camisiz soluna minarenin dar kapısından girdim

kırk merdiven çıktım gökler bana yakındı

uzandım yakalamak üzere

mısra mısra dökülen bu şehrin şiirini

baktım avucuma değen  torunumun  eliydi

şiir kadar tatlı şiir kadar sıcak sımsıcak



Avni ENGÜLLÜ