baharlarını hatırlamak isterdim yeşilliğiyle
ancak her aralık örter bir beyaz örtü
ishakiye mahallesi’nde
yahya kemal’in evinin
bulunduğu o yeri
kaldı ki şair
kalkması mümkün olsaydı mezarından
tek değişmeyen bu mahallede bugün,
bir alaca camii var
bir de müezzinin sesinden
şimdi hoparlörden
etrafa yayılan ezan sesi
yazın üsküp’ün kavurucu sıcaklarında
kendimizi sularına verdiğimiz
serava’nın şırıltısı yok artık
çocukluğumu hatırlatacak bir tek ev var sadece
kumbaracılara ait
yahya paşa ile ishak bey camileri arasına
sıkışmış kalmış o eski haliyle
dalları
köhne duvarlara dayanmış
yaşlı mürver ağacı
sanırım hâlâ unutmamıştır
çocukluk oyunlarımı
nereden bilebilirdim o yaşlardaki ben
burada
bu ağacın yanında
beyatlı’nın da oynadığını
benim oynadığım oyunları
şerafettin nebi’nin bir sulu boya tablosu
odamda duvara asılı
resimde
isa bey camii
ve cami önündeki mezarlık
mezarlıkta
beyatlı’nın annesinin mezarı
oysa bugün
ne o mezar duruyor orada
ne de beyatlı’nın üzüntülü bakışlarla
deve bayırı’na yaslanmış haliyle
o pembe konak
yüreğimizin derinliklerinde bir yerden
aralıksız esen yellerden
şimdi işitmek mümkün
bize özgün biçimde
şairin ruhu
üsküp’üyle hasbıhal içinde