Cenab-ı Hak
Topraktan yarattı Adem’i
Ol, dedi
Can geldi, oluverdi…
Ve sonra,
Secde etti melekler bile
Yaradan’ın emriyle…
Allah’ın lûtfu ve hibesiydi Şit,
İlim ve hikmete sahipti İdris,
Nuh geldi cihana, kurtarmak üzere Adem neslini,
İnananların yanındaydı Hud.
Kainatı Yaradan'ın değişmez kanunudur :
İman edenler kesinlikle kurtulur!
Birkaç inanan ile kaldı Salih,
Yolunu kaybetmiş Lut kavminin taş yağdı üzerine,
Helak olup gittiler.
Sapıkları, hak ve hakikate getirmeye çalıştı İbrahim
- Şu çocukla babası Kabe’yi yapacak, -
Diye konuştu melek
İsmail’i işaret ederek.
Tükenmedi sapıklar, sapıklıklar dinmedi,
İnsanlara İshak, Yakup, Yusuf geldi.
Bitmedi küfür, arttı giderek,
Böylesi kullara Eyyub, Şuayb gerek.
Elinde asa, yarıldı deniz, geçiyor Musa,
Davut’ta bir ses, güç ile kuvvet,
İnsana, cine hakim Süleyman.
Ya İlyas, Zülkifl, Yunus, Elyesa,
Zekeriyya, Yahya ve İsa!
Peygamberlerin efendisi Muhammed Mustafa
Rabbin kusursuz sevgilisi Muhammed Mustafa
Bize hakikat vesilesi Muhammed Mustafa!
Cehalet yürümüştü, gafletteydi insanlık,
Çürüyen hakikatler, kalbe dolan pas tozu!
Her tarafta bir keder, bakan gözde dalgınlık,
Akmaz oldu ırmaklar, kızgın güneş tutuldu.
Acı acı ses geldi, aslı kamış o neyden
Eser dahi yok idi, iman denen o şeyden.
Sıkıntı dolu anlar, göz değil kalpler ağlar
Tâ fezaya yükseldi, figan ile feryatlar.
Merhameti bol Allah, acıdı kullarına
Yeni bir ışık saçtı, karanlık yollarına :
Ey Allah’ın sevgilisi,
Selam sana.
Sende şefkat, merhamet senden,
Selam sana.
Yücelik sende, şefaat senden,
Selam sana.
Alemleri yaradanın resulü
Selam sana.
Salât ve selam sana
Yücelerin yücesi.
Salât ve selam sana
Müminlerin can dostu.
Salât ve selam sana
Ümmetinin rehberi.
Salât ve selam sana
Ey Allah’ın habibi, elçisi, peygamberi!
- Allahümme salli ala Muhammedin -
Güzellik ne varsa alemde
Üstündedir Ahmed’in.
Sen Allah’ın resulü, en sevdiği kulu sen,
Sen Mustafası, Mahmudu sen,
Gösterdiğin yol, ahlak, edep yoludur,
Bu yolu izleyenler, Yaradan'ın hakikatlı kuludur.
Sen çaresizlerin hem kanadı hem kolu
Sen geldin de kalplerimiz imanla doldu.
- Esselâmu aleyke eyyuhe’n-nebiyyu -
- Allahümme salli ala Muhammedin -
Ahlakın en üstünü
Hilkatinde Ahmed’in.
Sen şefkatli, ümmetine düşkün sen,
Sen Muhammed, Mahmud, Mustafa sen,
Mümine, öz canından dahi yakınsın sen,
Sen kâinatın efendisi, ululardan en ulu
Sen elçisin, sen Allah’ın mahbubu.
Güzel ahlâkınla okşarsın sen her kulu
- Esselâmu aleyke eyyuhe’n-nebiyyu -
- Allahümme salli ala Muhammedin -
Adınla dört bir yana saçarsın
Manasını Ahmed’in
Ahmed sensin, Mahmud sen,
Sen Muhammed, Mustafa sen
İslam tacının çiçeği sen,
Sen, İslam’ın gerçeği sen,
Acıkmışlığında gıdası insanlığın,
Susamışlığını gideren suyu,
- Esselâmu aleyke eyyuhe’n-nebiyyu -
(acizlik insana mahsus
ne acizmiş kulunuz!
dökülecek mısralar
söylenmemiş sor niye
fahriye yazmaya gelmiş sıra
tac’ı demeye…
malum tükenmiş kelimeler
sözlük bile yetmiyor…
- haddimiz değil
hakkımızda söz söylemek –
çünkü
dur, dedi akıl
daha fazla yürüme
diyeceğin çok senin
belli
henüs bitmedi
avniyle yazdın ancak
yine gücün yetmedi…)
Peygamberlerin efendisi Muhammed Mustafa,
Adalete, gerçeklere, ihlas ile imana,
Allah yoluna davetin ışık saçtı cihana.
Yaydın inanç nurunu özün ile dört yana,
Sevgi ile muhabbeti yakın kıldın insana.
Risaletin’ tebliğ ettin, insanlığa yön verdin,
İlmin kılıcı elinde, öğüt verdin öğrettin,
Bize hakikat vesilesi Muhammed Mustafa!
Yüce dini tadbik ettin, ettirdin ümmetine,
Emaneti tevdi ettin, yaklaştın yaradana.
Efendiler efendisi, ey hatem’ül enbiya,
Amelinle, her yönünle rehber kaldın İslam’a.
Kavmine peygamber, ümmetine resulsün,
Mükâfatın en üstünü yalnızca senin olsun,
Rabbin kusursuz sevgilisi Muhammed Mustafa!
(Not. Bu şiir Türkiye Diyanet Vakfının Kutlu Doğum Haftası dolayısıyla
Naat yarışmasında, Nisan 1997 yılında birinciliğe layık görüldü.)