Avni ENGÜLLÜ
Ana Sayfa  |  İletişim  |  E-Posta
 
Kaan masal sever

  Yanlış anlaşılmasın, bu Kaan başka bir Kaan değil! Bu Kaan herkesin tanıdığı, bildiği Osman Kaan. Kaan Masal sever dedik de soyadının  Masalsever olduğunu sanmayın. Onun soyadı Bolat. Doğru olanı bu işte. Ama masalları da sevdiği doğru. Hem de çok sever o masalları. Anneannesi, dedesi Ankara’ya Kaan’lara gittiklerinde en başta gelen görevleri ona masal anlatmaktır. ’O, masal!‘ kelimesini ağzından çıkarır çıkarmaz, yanında anneannesiyse anneannesi, dedesiyse dedesi hemen masal anlatmanın gerektiğini anlar. Ama Kaan, en çok da geceleri uyumazdan önce masal dinlemesini sever.

  Anneannesinin Kaan’a anlattıkları masallarının  sayısı belki sonsuza dektir. Bir o kadar da  dedesinden…

  Bir seferinde dedesi henüs yoldan gelmişti. Ama bizim Kaan masal der de başka bir şey demez… Dedesi de ne yapacaktı! Masala başladı bu sefer de…

  - Bir varmış, bir yokmuş… Evvel zaman içinde bir Sultan ve  hanımı yaşıyormuş. Bunlarınsa güzel mi güzel bir kızları varmış… Hem güzel hem de akıllıymış… Adı Bilge’ymiş… Annesiyle babası Bilge’yi evlendirmeye karar vermişler… "Kiminle evlendirsek kızımızı," diye sormuş annesi Bilge’nin. "Bunun akıllı olduğu kadar yakışıklı, yakışıklı olduğu kadar da akıllı bir delikanlı olması gerekir," demiş babası. Sultan ve hanımı düşünmüşler, taşınmışlar sarayda müneccim başını çağırıp onunla danışmaya karar vermişler. Müneccim başı gelmiş, Sultan ve hanımının diyeceklerini dinlemiş. Dinlemiş de: "Hemen cevap veremem," demiş. "Benim biraz uyumam gerek. Uykumda göreceğim rüyayı size anlatırım. Siz de ona göre davranırsınız."  Sultanla hanımı bunu kabul etmişler. Müneccim başı da uyumaya gitmiş.

Bu ara Kaan’ın dedesi susuvermiş. Kaan beklemiş, beklemiş... Dedesinden ses yok!

- Dede ya masala devam etsene,- demiş Kaan.

- Ama yavrum müneccim başı uyuyor. Uyanmasını beklememiz gerekir,-  diye cevap vermiş dedesi.

- Hadi sen de dede! Sen bana masal mı anlatıyorsun, yoksa benimle gır gır mı geçiyorsun!... Hadi, hadi!… Ben uyuyuncaya kadar, sen masala devam et!

Dedesi de başka ne yapacak sanki! Kaan masal dedi mi, kurtuluş yok! Gecenin içinde olmasına rağmen, dedesi  masaldaki müneccim başını uyandırmak zorunda kaldı ve masala devam etti.

- Müneccim başı o gece çok zor uyuyabilmiş. Gördüğü bir rüya onun yatağından fırlamasına sebep olmuş. Müneccim başının gördüğü rüya Sultanının kızıyla ilgiliymiş. Rüyasını unutmadan Sultana anlatmaya koşmuş. Kapıyı çalmış ve gördüğü rüyayı anlatmaya geldiğini bildirmiş. "Hadi anlat bakalım rüyanı," demiş Sultan sabırsızlıkla. Müneccim başı da anlatmaya başlamış. "Rüyama bir melek girdi. Bana: ’Git, Sultanına söyle, ona göre damat olacak bir tek delikanlı var dünyada‘, dedi.’Peki kimmiş o, o nerede‘,  diye sorduğumda şöyle konuşmaya devam etti melek: ’Onun adında üç tane ’a‘ harfi olmalı, doğduğu şehrin adının içinde de aynı harften bir o kadar daha bulunmalı. Doğrusu Ankara onun doğduğu kent, adıysa Kaan olmalı. Ama sadece Kaan değil, harfi harfine Kaan'ın önünde bir de Osman adı durmalı… İşte, senin Sultanın, kızına böyle birini bulmalı, dünyalar güzeli Bilge, böyle birine varmalı‘, dedi ve hemen kayboluverdi."

Dedesi gene sustu. Kaan başını kaldırdı. Dedesinin yüzüne ışık saçan gece lambasının yardımıyla onun gözlerinin kapalı olduğunu gördü. O anda horlamaya başlayan dedesinin  tekrar uykuya daldığını anladı. Osman Kaan dedesinin gerçekten yorgun olduğunun  farkına vardı. Ondan, masala devam etmesini istemedi bundan sonra. Zaten, dedesinin anlattığı masalın sonunun nereye varacağını düşünürken,  o da uyudu!



Avni ENGÜLLÜ