Osman Kaan afacan mı afacan! Ama sevecen bir çocuk. Onu babasıyla annesi çok sever. Bir dediğini iki etmezler. Ama Osman Kaan da babasını annesini çok sever. Bunun için de, Osman Kaan’ı büyük babası da, hacı dedesi de çok severler… babaannesi de, anneannesi de…
Bir gün onu, kendi adı düşündürmeye başladı. Osman Kaan! Neden sadece Osman değil ya da neden sadece Kaan değil! Büyük babasının adı Osman’dı Kaan’ın! Ama neden büyük babaydı, büyük babası Kaan’ın? Baba annesi neden baba anneydi. Hacı dedesi nasıl hacı dede, anneannesi nasıl anneanne olmuştu. Hele hele hacı dedesinin nasıl hacı dede olduğunu anlayamıyordu. Bir gün yine aynı şeyleri düşünürken annesinden yardım istedi:
"Anne, neye ben hacı dedeme, dede demiyorum da hacı dede diyorum!"
"Deden Hacca gittiğinden öyle demeni istemiştim de ondan!"
"Demek, dedem Hacca gitmiş hacı dede olmuş! Şimdi her şeyi anladım!"
"Neyi anladın Kaan yavrum?"
"Anne ya, hacı dedem, hacca gidip, hacı dede olduysa, o zaman anneannem annesine gittiği için anneanne, baba annem de babasına gittiğinden baba anne olmuş!"
"Peki ya büyük baban?"
"O bir yere gitmemiş. O sadece büyümüş, büyük baba olmuş! Bense ona gittiğimden herhalde Osman Kaan olmuşum."
"Öyle olsun, ama neden ben sadece anneyim, baban da sadece baba?"
"Neden olacak sanki! Sen annene çoktandır gitmediğin için sadece annesin, babam da babası kadar büyümediğinden sadece baba kalmış!" - dedi ve gülmeye başladı. Sonra annesinden izin alıp, bitişikteki apartmanın avlusunda top oynamaya gitti.