Avni ENGÜLLÜ
Ana Sayfa  |  İletişim  |  E-Posta

ÜSKÜP… YAHYA KEMAL… ENGÜLLÜ…

Siz Üsküp’ü ne bileceksiniz? Bir zamanlar en az Bursa kadar, Trabzon kadar, Antep ve Konya kadar “aziz vatan toprağıydı” desem, bilmem ki hatırlayanınız çıkar mı?

“Yahya Kemal” desem, yeni yetme gençler için bir şey ifade eder mi acaba? “Süleymaniye’de Bayram Sabahı” denilince yüreği kabaran kaç kişi bulabiliriz dersiniz?

Üsküp, Türkiye’nin edebiyat ve bilhassa şiir tarihine adını kazımış bir şehirdir. Üsküplü şairlerin duayeni tartışmasız Yahya Kemal’dir, ama Türk edebiyatının en güzide Üsküplü üstatları arasında sayılması gereken bir başka şairimiz de şüphesiz ki Avni ENGÜLLÜ’dür.

Samsun Mübadele Derneği’nin sitesinde Engüllü Usta’nın “Üsküp’te Üç Noktadan” isimli şiirini okuduğumda, yüreğim öylesine titredi ki adeta sihirli bir halı ile hiç görmediğim bir Rumeli kentine sanal bir yolculuk yapmış gibi hissettim kendimi…

Üsküp, Rumeli Türkiyesi’nin en özel kentlerinden birisiydi. Hani Selanik için derler ya “Rumeli’nin İzmir’iydi” diye… Üsküp de “Rumeli’nin Bursa’sı” idi. Camileri, çarşısı, şiirleri, türküleri, sokaklarda konuşulan özgün Türkçesiyle “Balkanlar’daki en Osmanlı kokan kent” belki de Üsküp’tü!

Yahya Kemalsiz anlatılır mı hiç Üsküp? 1884’te Zeynep isimli bir ananın ve Salih Alp isimli bir babanın evladı olarak dünyaya gelen ve asıl adı Ahmet Agâh olan Türk edebiyatının bu mihenk taşı, doğduğu kent olan Üsküp’ü özümsemiş bir şairdi. Üsküp kadar Osmanlı, Üsküp kadar milli ve Üsküp kadar maneviyat bürümüş bir Üstat idi.

Engüllü Usta, “değişen Üsküp’ü” Yahya Kemal ile anlatmış şiirinde…

“Baharlarını hatırlamak isterdim yeşilliğiyle,
ancak her aralık örter bir beyaz örtü,
İshakiye Mahallesi’nde,
Yahya Kemal’in evinin
bulunduğu o yeri.
Kaldı ki şair,
kalkması mümkün olsaydı mezarından,
bir hayli güçlük çekecekti mahallesini tanımada.
Çünkü tek değişmeyen bu mahallede bugün,
bir Alaca Camii var
bir de müezzinin sesinden,
şimdi hoparlörden,
etrafa yayılan ezan sesi.”

Bugünkü Üsküp’ü anlatırken, “eski Üsküp’ü anlatmak” kadar etkili bir yol olabilir mi? Bakın Engüllü Usta, nasıl da etkiliyor okuyanı bunu yaparken:

“Yazın Üsküp’ün kavurucu sıcaklarında
kendimizi sularına verdiğimiz
Serava’nın şırıltısı yok artık.
Çocukluğumu hatırlatacak bir tek ev var sadece
Kumbaracılara ait,
Yahya Paşa ile İshak Bey Camileri arasına
sıkışmış kalmış, o eski haliyle!
Dalları, köhne duvarlara dayanmış
yaşlı mürver ağacı
sanırım hâlâ unutmamıştır
çocukluk oyunlarımı.
Nereden bilebilirdim o yaşlarda,
burada, bu ağacın yanında,
Beyatlı’nın da oynadığını
benim oynadığım oyunları!”

Mezarlıklar, her zaman etkiler insanı… Ölüm, hem dün demektir, hem de yarın… Peki ya yok edilmiş bir mezarlık size neler anlatır?

“Şerafettin Nebi’nin bir sulu boya tablosu
odamda duvara asılı…
Resimde, İsa Bey Camii
ve cami önündeki mezarlık.
Mezarlıkta, Beyatlı’nın annesinin mezarı.

Oysa bugün, ne o mezar duruyor orada
ne de Beyatlı’nın üzüntülü bakışlarla
annesinin mezarını penceresinden seyrettiği,
Deve Bayırı’na yaslanmış haliyle,
o pembe konak.”

Yahya Kemal, 1958’de vefat etti. Yani tam yarım asır geçmiş üzerinden. Rumelihisarındaki mezar taşının üzerinde, kendisine ait bir dörtlük yazar:

“ölüm asude bahar ülkesidir bir rinde,
Gönlü her yerde buhurdan gibi yıllarca tüter.
Ve serin serviler altında kalan kabrinde,
Her seher bir gül açar, her gece bir bülbül öter.”

Şairin cesedi İstanbul’da bir mezarlıkta yatarken ruhu ne yapıyor derseniz, ona da cevabı yine Engüllü veriyor:

“Yüreğimizin derinliklerinde bir yerden
aralıksız esen yellerden
işitmek mümkün, bize özgün biçimde,
şairin ruhu,
Üsküp’üyle hasbıhal içinde.”

Mümin BOZKURT                                                                                                                  01.03.2009