Avni ENGÜLLÜ
Ana Sayfa  |  İletişim  |  E-Posta

KÜLTÜR ADAMI, ŞAİR-YAZAR VE GAZETECİ

AVNİ ENGÜLLÜ*

Yrd. Doç. Dr. Zeki Gürel**

            Türk Dünyası kapsamı içerisinde Balkan Türklüğü, Balkan Yarımadasında yaşayan Türklere verilen genel adlandırmadır. Makedonya Türkleri de bu kapsamda ele alınmaktadır. Balkanlardaki Türk varlığı Miladi 378 yılından itibaren tarihî vesikalarla takip edilebilmektedir. Osmanlı adıyla Türklerin, Balkan coğrafyasını vatanlaştırması ile her şeyin temelinden değiştiği bilinmektedir.

            Makedonya Türk Edebiyatı, Türk Dünyası Edebiyatı Tarihinin vazgeçilmez bir parçasıdır. Bir kültür adamı, şair ve yazar olarak Avni Engüllü’nün edebiyat hayatımızdaki yerini doğru tespit edebilmek için, öncelikle Makedonya Türk Edebiyatını bu genel bütünlük içerisinde düşünmek ve dünden bugüne yaşanan siyasî, kültürel ve milli macerayı Türk Dünyası, özellikle de Osmanlı, Yugoslavya ve Makedonya sürecinde algılamak gerekecektir.

            Bu tarihi gerçeklikle baktığımızda Makedonya’daki Türk edebiyatını dört evrede ele almak gerekecektir:

1-      Osmanlı öncesi Makedonya Türk edebiyatı,

2-      Osmanlı hakimiyetinde Makedonya Türk edebiyatı,

3-      Balkan Savaşı’ndan sonra Makedonya Türk edebiyatı,

4-      Çağdaş Makedonya Türk edebiyatı.

1912 Balkan savaşı sonrası Osmanlının Rumelinden siyasi olarak çekilmesiyle başlayan ve İkinci Dünya Savaşı yıllarıyla Tito Yugoslavya’sına kadarki dönem her alanda olduğu gibi edebiyat hayatında da belirsizlikler ve çile yıllarıdır. Halk Kurtuluş Savaşı sonrası yeni temeller üzerinde kurulan II. Yugoslavya zamanında Makedonya Türklerinin de hayatında önemli değişiklikler olur. Makedonya’da Türklerin sosyal, kültürel ve ideolojik hayatını canlandırmaya yönelik kurum, topluluk ve enstitülerin temelleri bu yıllarda atılır. Bu coğrafyada Türklerin belini büken yoğun göç de yine bu yıllarda yaşanır.

Bu yıllar edebiyat hayatı adına "Güdümlü Edebiyat"  diyebileceğimiz faaliyetler ön plandadır. Sistemin tasvip etmediği sanat ve edebiyata yönelme ve rağbet söz konusu edilemez.

23 Aralık 1944’te yayınlanmaya başlayan BİRLİK gazetesi, 1949 yılının Mayıs ayında çıkmaya başlayan YENİ KADIN dergisi, 1950 yılından itibaren SEVİNÇ, 1957 yılından itibaren de TOMURCUK dergisi, 1966 yılının başlarında SESLER dergisi ile Makedonya Türk edebiyatı şekillenmeye ve gelişmeye devam eder. Avni Engüllü’nün edebiyat hayatına girmesi de bu süreçte olmuştur. Şairin ilk şiiri 1958 yılında SEVİNÇ dergisinde yayınlanmıştır.

A. Engüllü’nün ilk şiir çalışmalarında annesinin ve özellikle de babasının etkili olduğunu öğreniyoruz. Annesi şiir yazmaz ama çok okurmuş. Babası ise şiir de yazıyormuş. A. Engüllü’nün henüz on bir yaşındayken yazdığı ilk şiirini de düzelterek SEVİNÇ dergisinde yayınlatan babasıdır. Buradan da anlıyoruz ki, sanatçıda, kişiliğin oluşmasında aile ortamı ilk muhit olarak çok önemlidir. A. Engüllü’yü yetiştiren ikinci muhit, Balkanlarda eskiden beri bir Türk-İslam kültür merkezi olan Üsküp’tür. Şair A. Engüllü bir şiirinde yetiştiği Üsküp'ü anlatırken kendi çocukluğunu ve modern Türk şiirinin öncülerinden Yahya Kemal’i  de anmaktadır. Yahya Kemal ki, Yıldırım Beyazıt Han diyarı Üsküp’ün Türk edebiyatına armağanıdır.

            İki Dünya Savaşı arasında ana ülkeden ayrılıp kendi kendine bırakılmış olan Makedonya Türklerinin edebiyatı İkinci Dünya Savaşından sonra Üsküp merkezli ve "Birlik" Yayın Etkinliği çatısı altında kendine bir çığır açmış bugünlere ulaşmıştır. Bu devre edebiyatçılarını araştırmacılar genellikle üç kuşakta toplamaktadırlar:

            Birinci kuşakta Hüseyin Süleyman, Enver Tuzcu, Şükrü Ramo, Mustafa Karahasan, Süreyya Yusuf,

İkinci kuşakta Necati Zekeriya, Fahri Kaya, İlhami Emin, Lütfi Seyfullah, Recep Murat Bugariç ve Esat Bayram,

Üçüncü kuşakta Hasan Mercan, Nusret Dişo Ülkü, Avni Engüllü, Avni Abdullah, Fahri Ali, Suat Engüllü, Alaattin Tahir, Sabahattin Sezair, Sabit Yusuf… yer almaktadırlar. Enteresan olan bu süreçte, Yahya Kemal’in hocası Şeyh Saadettinin’in, Abdül Fettah Rauf, Kemal Aruçi, Cavit Saraçoğlu’nun… adlarının anılmamış olmasıdır.

            Çağdaş Makedonya Türk edebiyatında sanatı ideolojinin emrinde bir silah olarak değerlendiren "güdümlü edebiyat"ta 1950 yıllarda şiirde "lirizm"e bir kayma olduğu gözlenir. Gerçek şiir ise ancak kendine 1960’lardan sonra bir kapı aralayabilecektir. 1970’li yıllar ise, Makedonya Türk edebiyatında özellikle şiirin kendini bulduğu başarılı yıllardır. Konu ve imge zenginliği, yeni şiir anlayışları edebiyat hayatını renklendirir. "Toplumsal Gerçekçiler" yanında "Garipçiler" ve "İkinci Yeni" diye adlandırılan şairlerden de etkilenmeler başlar. Bu gelenler 70’li kuşak edebiyatçılarıdır. Suat Engüllü'nün bu kuşakla ilgili olarak yaptığı değerlendirmeye katılmamak mümkün mü?

            "70’li yılların sonlarına doğru adeta moda haline gelen milliyetçilik suçlamalarına göğüs gererek edebiyata devam etme mücadelesi içinde bir hayli yıpratılan ama her şeye rağmen yılmayan ve edebiyat kavgasını terk etmeyenler Çağdaş Makedonya Türk edebiyatının o muhteşem kapısından içeri adım atabilmişlerdir.

Bu kuşak içinde yer alan Avni Engüllü, Mustafa Yaşar, Yusuf Edip, Alaattin Tahir, Sebahattin Sezair, Fahri Ali, Avni Abdullah, Suat Engüllü ve İrfan Bellür’ün genelde çağdaş Makedonya Türk Edebiyatı’na, o zamana kadar görülmemiş bir renklilik, çokseslilik getirdikleri hemen göze çarpmaktadır. Kendi millî tarihlerine, millî kültürlerine çok daha bilinçli bir şekilde ve büyük bir cesaretle sahip çıktıkları görülen 70’li kuşak yazarları, kendilerinden önce edebiyatta ele alınan konulara daha eleştirel, daha sorgulayıcı, daha yargılayıcı bir tavır içinde yanaştıkları gibi, daha önce el atılmamış konuları da deşmekten geri kalmamışlardır. Bunun sonucu çoğu zaman şimşekleri üzerlerine çektikleri, ağır suçlamalara bile hedef oldukları görülmüştür, ama çoğunluğu tuttukları yoldan sapmamış, başarılı bir gelişim çizgisi izleyerek yaratıcılıklarını sürdürmüşlerdir." (Türkiye Dışındaki Türk Edebiyatları Antolojisi, Ankara, 1997, Cilt: 7, sayfa: 87)

1970’li yıllarda SESLER dergisi etrafında toplanan ve bugün 70’li kuşak diye anılanlar, bu derginin başlattığı yayın faaliyetleriyle eserler ortaya koymaya başlamışlardır. Avni Engüllü’nün ilk eserinin adı da bu başlangıcı belirtmektedir adeta. Minyatür şiirlerden oluşan bu kitap İLK adını taşımaktadır (Sesler Şiir Dizisi, Üsküp, 1972).

Depremden kalan izler, trafik kazası, yaşlılık, ölüm,… gibi sosyal bir varlık olan insanı yoğuran meseleler yumağına aşkı da ekleyerek konu yelpazesi oldukça geniş tutulmuş bir şiir kitabı İLK. Aşkın beşeri ve şahsi yanı öne çıkartılarak işlendiği bu kitapta, şair ilerde  yazacağı eserlerin konularını sanki satır aralarına gizlemiş gibidir; "GÖĞSÜNÜ DEĞİL, SIRTINI DÖN" başlıklı şiir örneğinde olduğu gibi.

Sesler Nesir Dizisi’nin birinci kitabı olarak basılan  SÖĞÜT ALTI, şairin ikinci, ama, ilk hikaye kitabıdır. Bir kültür adamının şahsi tecrübelerini ve gözlemlerini tahkiyenin imkanlarıyla yazıya dökmesi ve belki de faydacı bir anlayışla dışa vurumun sonucudur bu kitaptaki hikâyeler. İkinci Dünya Savaşının getirdiği çaresizlik, yokluk kıskacındaki insan, tedirginlikleriyle, dedikodularıyla, kırık-buruk sevgileriyle, vatan söz konusu olduğunda başkaldırıyla, muskacısıyla,.. kadın ve erkek tipler (kahramanlar) olarak yer alır onun hikayelerinde. Bu hikâyelerde işlenen önemli konulardan biri de Türkiye’ye göç ve Makedonya içindeki iç göç olgusudur.

Avni Engüllü, hikâyelerinin kahramanı olan Makedonyalı Türk insanını şöyle anlatmaktadır:

"Ben, iki büyük savaşı yaşayan Yugoslavya Federasyonu içindeki Makedonya’da, savaşın, göçün, yoksulluğun vurduğu sıradan Türk insanının, dertlerini dile getirmek için yazıyorum. Bana göre Makedonya’daki Türk insanı öteki milli ve dini unsurların etkilemesiyle kendi benliğini bütünüyle koruyamamıştır. Onlar ile olan etkileşmesinin sonucu kendine bir şeyler katmış, değişme yaşamıştır. O artık Makedonyalı insandır. Benim öykülerimde anlattığım da, milli denecek tek tük yanlarını attığımızda ortaya çıkan bir Makedonya insanıdır. Bir yönüyle millî ve dinî geleneklere bağlı, diğer yönüyle ortamın oluşturduğu bir kimliğe bürünmüş insandır. " (Çiğdem Ülker, Makedonya Türk Öyküsünde İnsan, Ankara, 1998, sayfa: 65).

Makedonya Türk edebiyatının Çocuk edebiyatı, ağırlıklı olduğuna şahit oluyoruz. Edebiyatımızın bu coğrafyada bu vadide gelişmesinin elbetteki bazı sebepleri vardır. Bu konunun edebiyat sosyolojisi açısından ele alınıp incelenmesi gereğine dikkatleri çekerek Avni Engüllü’nün çocuk şiirlerine geçmek istiyoruz. 1983 yılında Birlik Yayınları arasında çıkan METE, çocuk dergimiz Tomurcuk Dizisi’ndeki bir kitap. Makedonya Türk edebiyatının klasiği Necati Zekeriya’nın Orhan isimli eserinde olduğu gibi, bu eserde de her şey Mete’nin etrafında oluşmakta ve gelişmektedir. "Meteye İlk Şiirler" ve "Mete Artık Okulludur" başlıklı iki bölümde toplanan şiirler, bir çocuğun günlüğüdür adeta. Mete, aile, sokak ve tabiatın kucağından okula emanet edilir. Bu çevreler içinde çocuğun dünyasına girmeyi başarabildiğine inandığım şiirler yer alıyor bu kitapta. Uzunca bir şiir olan "Bir Mayıs Önünde" Tito Yugoslavya’sının ideolojik gerçeğini yaşayan Mete, başka bir şiirde cihan şumül düşünmektedir. "Mete Savaşta Ölen Bir Arap Kardeşini Düşünürken" bunun bir örneğidir. DÖRT MEVSİM şairin Kosova’da Tan Yayınları arasında çıkan ve çocuklara yazdığı şiirlerden oluşan bir eserdir. (Priştine, 1984) Eserde adından da anlaşılabileceği gibi çocuklara kozmik bir zaman olarak mevsimler şiirlerle anlatılmaktadır. Şairin çocuk şiirlerindeki başarısında bir aile, bir baba olmanın da ötesinde Gostivarın Yukarı Banitsa köyünde yaptığı öğretmenliğin de etkili olduğu kanaatindeyiz.

İN MİSİN CİN MİSİN şairin bir başka şiir kitabı (Üsküp, 1985). Avni Engüllü bu kitabına aldığı şiirlerinde insanı, gel-gitleriyle ele almakta ve kendi kendini sorgulamaya davet etmektedir. Tezadın, kelimelerin maharetle istifiyle oluşmuş, bediî tefekkür ağırlıklı şiirlerle karşılaşıyoruz bu kitapta.

Yücelmek

insana insanca yanaşmayı başarmak yücelmektir

insanlığa ulaşmak baştan başa yücelmek demektir

hepsinden gerçek yücelmekse bir başkasını ezmeden yücelmektir

Kitabın ilk şiiri bu mısralardan oluşuyor. Recep Bugariç’in bu şiiri beşinci sınıflar için hazırladığı Okuma Kitabı’nın birinci sayfasına almış olması ise oldukça anlamlıdır.

            Üsküplü şair Yahya Kemal Beyatlı "Maverada Söyleyiş" başlıklı şiirinde:

                        Geldikti bir zamanlar Sarı Saltık’la Asya’dan,

                        Bir bir Diyâr-ı Rûm’a dağıldık Sakarya’dan

derken, bizim Makedonya’yı da içine alan Balkanlara ata yurdumuz Orta Asya’dan ve Anadolu’dan gelişimizin macerasını anlatırken bu coğrafyayı vatanlaştıran manevî hamurumuzu da vurgulamaktaydı. Avni Engüllü’nün YARI KALAN DÜŞÜNCELER adlı kitabına topladığı kısa nesirler (Üsküp, 1993) bizim dayandığımız ve kültürel kimliğimizi oluşturan inanç dünyamıza dikkatleri çekmektedir. Bu kitap bir başka gerçeğe de dikkatlerimizi çekmektedir. Makedonya’da 1990 öncesi kalkıp da bir dini konu üstüne edebiyat yapmamız hoş karşılanmayabilirdi. Bu konuları yazsanız bile yayınlayacak alan bulamayabilirdiniz. "Yarı Kalan Düşünceler"de dünyanın yeniden yapılanma sürecine girdiği 1990’lı yılları beklemiş olmalı gün ışığına çıkmak için.

            Hep düşünmüşümdür, Makedonya Türk Edebiyatında klasik Türk edebiyatı (Divan Edebiyatı) sonrasında gelişen süreçte niçin bir Tekke Edebiyatı geleneği olmasın, bunun örnekleri niçin ortaya çıkartılmasın? Halbuki çok yönlü bir dinî hayatın bu vatan parçasında yaşandığını biliyoruz. Hattâ o günlerin canlı birer şahidi olarak bugün hâlâ bazı tekkeler faal durumdadırlar. Şeyh Saadettin, Fettah Rauf, Kemal Aruçi ve Cavit Saraçoğlu’nun bu çığırda belirmiş şiirlerinin olduğunu biliyoruz. İlhami Emin ve Fahri Alinin de son yıllardaki eserlerinde dinin bir motif olarak yer aldığına şahit oluyoruz.

            1997’de Türkiyenin başkenti Ankara’da yapılan "Balkanlar Ve Kuzey Kıbrıs Şairleri Naat Yarışması"nda şairimiz Avni Engüllü’nün birincilik alan NAAT’ını Fettah Rauf ve Kemal Aruçi’nin naatlarından sonra bura insanımızın Peygamber sevgisinin sönmeyen bir nişanesi olarak değerlendiriyoruz. Nusret Dişo Ülkü’nün son günlerde yaptığı yayın faaliyetleri de bu vadideki yeni gelişmelerdir diye düşünüyoruz.

            1994 yılında Birlik Yayın etkinliği çerçevesinde DEMET DEMET adlı kitapta ise A. Engüllü’nün daha önce yayınlanan kitaplarından yapılan seçmeler bir araya toplanmıştır. Mantıken yarı kalan düşüncelerden sonra yarı kalan mısraların da "gün yüzü" görmesinin zamanı gelmiçtir artık…

            A. Engüllü bu kitaplarının dışında ders kitabı da olan (Türkülerle Büyüyelim, ilkokullar İçin Müzik Kitabı, Üsküp 1984) çok yönlü bir şairimiz. Pek çok ders kitabına eserlerinden örnekler alınmış, Makedonya, Kosova ve Türkiye’de yayımlanan antolojilere girmiş, mastır tezlerine konu olmuştur.

            Halen Üsküp Radyosu Türkçe Yayınları Bölümünde çalışan şairimizin, radyoda yayınlanan eleştiri, inceleme ve araştırmalar dışında Sesler dergisi başta olmak üzere dergi ve gazetelerde de yayınlanmış bu türden yazıları bulunmaktadır. Tercüme çalışmaları da onun hizmet alanının zenginliğinin bir başka boyutudur.

            Şiirlerinde nazımın sabit şekilleri açısından bakıldığında belli bir türün ağırlık kazandığını söyleyemeyiz. Serbest şiir tarzını benimsemiş olan şairin, şiirde ahenk unsuru olarak vezinden taviz verirken kafiyeli yazmaya zaman zaman özen gösterdiğini söyleyebiliriz.

            Eserlerinde kullandığı dile gelince, Makedonya Türk edebiyatçılarının tutturduğu çizgiye mesafeli durmaya özen gösterdiği kanaati oluşur insanda. Türkiye’ye geliş gidişler artınca Türkiye’deki "Öztürkçecilik cereyanı" bir şekilde Makedonya Türk edebiyatında öylesine etkili olur ki, ana ülke Türkiye’de bu konuda makûl bir noktaya dönüş olduğu halde burada bu tavır adeta bayraklaştırılır. Özellikle Nurullah Ataç’ın etkisinde kalarak eserler veren yazar ve şairler vasıtasıyla Makedonya Türkleri arasında kuralsız cümle (devrik cümle) kural haline gelir.

İşte bu noktada A. Engüllü'nün eserlerine yansıyan tavır orta yoldur. Diyaloglarda yer yer mahallî rengi vermek gayesiyle olsa gerek Rumeli ağzı kullanılmışsa da genelde İstanbul Türkçe’si tercih edilmiştir. Osmanlı Türkçe’sine hattâ daha da gerilere eski Türkçe’ye varan esintiler de onun dilinde yansır: "Çalap", "muştu", "acun", "betik"… gibi.

1990 sonrasında yeniden şekillenen Balkanlarda küreselleşme rüzgarlarının etki alanındaki Makedonya’da Türklerin kültürel kimliğinin muhafazası ve şekillenmesi hususunda önemli bir etkisi olan Makedonya Türk edebiyatında ve kültür hayatında A. Engüllü'nün yaptıkları, yapacaklarının ipuçlarını vermektedir.

Kültür adamı, şair-yazar ve gazeteci olarak Avni Engüllü'nün gençlerle birlikte geleceğe yürüdüğünü görüyor ve ona başarılar diliyorum.

 

 

 

 

 

 

___________________________________________________________

  *) Bu yazı 4-8 Mayıs 2004 tarihlerinde 13. Çalıklı Hıdrellez Şenlikleri kapsamında

       yapılan "Bir Şair Portresi" başlığı altında yapılan konuşmadan özetlenmiştir.

**) Kiril Metodiy Üniversitesi Türkoloji Bölümü, Üsküp, Makedonya